Yaratmak İçin Yazmak
Yeni bir sayfa açmak, bambaşka şeyler yazmak istiyorum. Şimdiye kadar hiç yazmadığım kadar yüksek frekanslı, hiç olmadığı kadar özgür.
Kelimelerin ne kadar büyük bir dönüştürme gücü olduğunu farkettiğimden beri her aklıma geleni yazamıyorum. İçindekileri dökmenin ötesinde bambaşka bir amacı var sanki yazma eyleminin. Yaratım. Çok kuvvetli. Büyü gibi. Hele de transa geçip yoğun bir duygu durumunda yazıyorsanız, duyguları sözcüklere sığdırmanın ötesine geçiyor, hissettiği bir gerçekliği yaratmanın ilk adımlarını atıyor sanki insan.
İşte o yüzden, bundan sonra yazdıklarımı, tezahür etmesini istediğim gerçekliği düşünerek yazmak istiyorum. Eğer kendi gerçekliğimizi biz yaratıyorsak neden huzurlu, keyifli anlardan oluşmasın? Varolanı yargılamak o gerçekliği pekiştiriyor, yargıladığımızı önümüze tekrar tekrar getiriyor. Varolan bir durumu yargılamanın yeni bir gerçekliğin yaratılmasına tek katkısı insanın neyi istemediğini görmesi. Ama bu görme eylemi çok kısa olmalı. Yargıların düşük frekansına düşmemeli insan. Ne istemediğinden ne istediğine varıp dönüştürmeli yaşadıklarını. Tam da bu yüzden insan olmak çok anlamlı. Dönüştürme gücünden, bambaşka gerçeklikler yaratabilme potansiyelinden. Yazmak da bunun etkili ve keyifli bir aracı.