Kapışma Enerjisinden Birlik Enerjisine
Dünyanın her yerinde insanların, binlerce yıldır ezilmişliklerinin acısını çıkarmak istercesine şifa konularıyla ilgilenmeleri beni müthiş etkiliyor. Yaşanan bilişim devriminin de etkisiyle, kadim bilgiler her an önümüze geliyor, ebedi ruhumuzun bildiklerini bize hatırlatıyor. Hatırladıkça iyileşiyor, iyileştikçe özümüze yaklaşıyoruz.
İnsanlığı köleleştirenler tarafından özümüzden o kadar uzaklaştırılmışız, bize ait olmayan maskeler ve kimlikler örmeye öyle etkili programlanmışız ki gerçek benliğimizi bulabilmek zaman alıyor. Ama zaten dünya okuluna geliş amacımız bu. Seni sen olmaktan alıkoyan tüm illüzyonlar içinde kaybolup hakikatini keşfetmeni istiyor dünya deneyimi. Dışarıdan seni çekiştiren her şeye rağmen denge kurabilmeni, özüne doğru yol almanı bekliyor. Kendini bulmanın yolu yine kendinde. Bir yardımcıya veremeyeceğin bir görev.. herhangi bir ilacın, eğlencenin ya da bağımlılığın geçiremeyeceği sancılı bir süreç. Sancının sebebi kendi karanlığınla yüzleşmekten duyduğun korku. Karanlık derken karanlıkta bıraktıkların.. açığa çıkaramadıkların.. bastırdıkların.. hissedilmeyi, görülmeyi, dile getirilmeyi bekleyen duyguların.. iyi kötü ne varsa..
Erkek bireylerin ilgisi için, güzellik ya da hizmet konusunda birbiriyle kapışma enerjisinde tutulmuş olan kadın kollektifi kendini yeniden keşfediyor. Kapışma enerjisinden çıkabilmeyi başaran kadınlar müthiş bir dönüşüm içinde. Birbirine ilham veriyor, yardım ediyor, şifa oluyor. Dişil enerji üzerinde kurulan binyılların baskısı sonucu oluşan duygular içerde tutulamıyor artık.. akıyor, taşıyor. Kadınlar gülüyor, ağlıyor, dertleşiyor, isyan ediyor.. tüm insanlık için duyguların özgürce ifade edilebildiği bir alan tutuyor. Birlikte dedikodu yapmak yerine dertleşiliyor, travmalar sorgulanıyor, “memelerin şöyle, dudakların böyle” muhabbetleri yerine “hepimiz nelerle programlanmışız, bak şu toksik kodlamalardan da arındın mı bacım” muhabbetleri dönüyor. Arındıkça gerçek dişil enerjilerini ortaya çıkarmaya, yaratım güçlerini yeniden ellerine almaya başlıyorlar.
Binyılların programlaması erkekler üzerinde de en az kadınlarda olduğu kadar büyük hasarlar bırakmış. Toplumun kendilerine biçtiği kalıplara uyumlanmak, her şeyi yapabilen, güçlü erkek tanımının hakkını verebilmek için üzerlerine dayatılan tüm yükleri sırtlanmışlar. Mücadele etmiş, hayatını tehlikeye atan işlerde çalışmış, ailesine bakmış.. yüreğini koymuş ortaya.. ama ne yapsa yaranamamış. Sonunda suçlanan ve utandırılan yine o olmuş.. Sesini çıkarmamış.. duygularını içine atmış.. çünkü sağlam durması gerekiyormuş.. böyle olunca da öfkelenmiş.. öfkesini ya sevdiklerinden çıkarmış ya da bağımlılıklarda kaybolup kendisinden.. Ama şimdilerde dünyanın her yerinde eril bireyler de müthiş bir dönüşüm içindeler. İllüzyonla gerçeği ayırd ediyor; güçlerini, insan enerjisini sömüren sistemin oyunlarına teslim etmek yerine, hakikatin peşinde kararlılıkla ilerliyorlar. Travmalarından kaçmak yerine yüzleşmeyi, bağımlılıklarda kaybolmak yerine duygularını hissetmeyi ve onurlandırmayı seçiyorlar. Fiziksel bedenlerine verdikleri özen ve iyileşme çabası sayesinde büyük bir arınma yaşıyorlar. Bu arınma onları, enerji bedenlerini keşfetmeye doğru götürüyor.. cesaret ve gücü tam anlamıyla deneyimledikleri, gladyo savaşçısından süper kahramana dönüştükleri bir yere.
Kadın erkek demeden hepimiz büyük bir arınmadan geçiyoruz. Bizi, gerçek gücümüzden alıkoyan bilinçaltı kodlarından, çoğunluğa uyumlanma ihtiyacıyla ördüğümüz kimliklerden ve binlerce yıllık toplumsal travmaların üzerimizde bıraktığı ağır enerjilerden arınıyoruz. Arındıkça, insan varlığımızın bugüne kadar bize öğretildiğinin çok ötesinde bir şey olduğunu algılıyoruz. İnançlarımız, düşüncelerimiz ve duygularımızla enerjimize, enerjimizle de yaratımlarımıza yön verebilen sonsuz güce sahip varlıklar olduğumuzu anlıyoruz. Bireysel olarak güçlendikçe kollektif olarak da güçleniyor, korkuyu cesarete, bastırılmışlığı özgürlüğe, kapışma enerjisini birlik enerjisine dönüştürüyoruz. Dişil enerjinin yaratım gücüyle eril enerjinin cesaretini birleştirip, yaşamayı hep hayal ettiğimiz o muhteşem dünyayı gerçekleştirme yolunda coşkuyla ilerliyoruz.