Gluten İntoleransı mı Tarım İlacı Zehirlenmesi mi?

2010’lu yıllara kadar ne gluten intoleransım ne de yemeklerden sonra karnımı şişiren ve sindirim sistemimi altüst eden bir durumum olmamıştı. Çocukluğumdan beri sorunsuz bir şekilde tükettiğim yiyecek ve içeceklere vücudumun tepki vermeye başladığını bundan 8 yıl önce farkettim. Çok sevdiğim halde ne zaman makarna ya da ekmek yesem karnım şiddetli bir şekilde ağrımaya başlıyor, sanki içimde büyük bir balon şişiyormuş gibi büyüyor, daha sonra da bütün bu şişkinlik tüm vücuduma yayılıyordu. 2-3 gün kadar süren bu rahatsızlık boyunca öfkeli ve depresif hissediyor, kabızlık problemi çekiyor ve vücudumu bu şekilde etkileyen her ne ise sindirip ondan kurtulma ihtiyacı hissediyordum. O günler boyunca yüzüm de dahil vücudum öyle şişkin oluyordu ki beni görenler ne kadar kilo aldığıma dair yorumlar yapmadan edemiyorlardı. Tüm bunlara, hayatım boyunca keyifle yediğim bir tabak makarna mı sebep oluyordu?.. Bu konuda konuştuğum arkadaşlarım gluten alerjim olabileceğinden bahsetti. Evet, ekmek yediğimde ya da bira içtiğimde de o reaksiyonu veriyordu vücudum ama aynı tatsız deneyimi gluten içermeyen besinlerle de yaşıyordum. Birkaç badem yediğimde, sade bir bardak çay içtiğimde ya da bazen bir meyve yediğimde de aynı acılı balon şişmeye başlıyordu içimde. Dolayısıyla gluten alerjisi teorisine ikna olmadım. Ayrıca gluten intoleransım olsa bunu daha önce de fark ederdim lakin hayatımın her döneminde keyifle makarna ya da ekmek yedim ve hiçbir sorun yaşamadım. Başka bir şey olmalıydı bu sindirim probleminin kaynağı..  makarna, ekmek, badem, çay, süt, şarap, sebze ve meyveler… bütün bu ürünlerdeki ortak toksin neydi? 

Doktora gittiğimde bana bağırsak floramın sağlıksız olduğunu ve düzelmesi gerektiğini söyledi. Bunun için de bir diet programı verip bir kutu da probiyotik yazdı. Bir süre kullandım ve diyetime dikkat ettim, ancak probiyotik şişesi ne bağırsaklarımı ne de merakımı tatmin etmek için yeterli olmadı. Karnımı bu kadar şişirenin, sevdiğim yiyeceklerle olan deneyimimi kabusa çevirenin ne olduğunu bulmak için daha da kuvvetli bir istek duydum. 

İnternette araştırmaya başladım. Sindirim problemleri dünyanın her yanında hızla yaygınlaşıyordu. Glutenin sindirim üzerindeki olumsuz etkilerini kanıtlama çabasıyla dolmuş literatürde başka ne çalışmalar bulabileceğimi merak ettim. Söz konusu bilim olunca popüler fikirlere fazla pirim vermediğimi söylemeliyim. Gerçek bilim insanları tarafından yapılan otantik çalışmalar, ana akım popülasyonu programlamak üzere üretilmiş, kar odaklı şirketlerin hedef ve ihtiyaçlarını karşılamaya hizmet eden veri üretme çabalarından çok daha değerli bana göre. 

Yaşadığım sorunların temel sebebini açıkladığını düşündüğüm bir kaç önemli çalışma buldum. Dr. Stephanie Seneff’in 2013 tarihli makalesi, bağırsak florasının yaygın olarak kullanılan tarım ilaçlarının aktif bileşeni olan Glifosat tarafından nasıl tarumar edildiğini açıklıyordu. Son yıllarda dünyanın her yerinde kullanım dozları hızla artan bu ilaçlar tükettiğimiz tarım ürünleriyle bizlere aktarılıyor, sağlıklı sindirimde rol oynayan yararlı bakterileri ve diğer önemli yaşam formlarını yok edip patojenlerin aşırı büyümesine neden olarak bağırsaklarımızı bozuyor, vücutlarımızda birçok eksiklik ve işlev bozukluğuna yol açıyordu. Dr. Seneff’in Glifosatın insan sağlığı üzerindeki etkileri ve Çölyak hastalığının yanı sıra son yıllarda hızla artan Alzheimer, Kanser, Obezite, Otizm gibi diğer tehlikeli durumlarla ilişkisini anlattığı röportajını aşağıdaki bağlantı üzerinden dinleyebilirsiniz. 

2013 yılında başlayan sindirim problemlerimi düşününce Dr. Stefen’in bulguları ve açıklamaları bana çok mantıklı geldi. Muhtemelen benim vücudum da tarım ürünlerine sıkılan bu kimyasallara tepki veriyordu. Yediğim içtiğim, birbiriyle alakalı alakasız birçok besinin ortak noktasıydı bu maddeler. Arama yapmaya devam ettim .. evet, tüm dünyada birçok üründe tarım ilaçları gitgide artan oranlarda yaygın olarak kullanılıyordu.. buğday, badem, çay yaprakları, üzüm ya da diğer birçok sebze ve meyvelerde.. ve evet, hayvanlar da tarım mahsulleriyle beslendiğinden süt ve süt ürünleri de tarım ilaçlarındaki kimyasalları içeriyordu..

Dr. Jörgen Magner ve takımı tarafından yapılan bir başka araştırma kafamın bu konuda iyice netleşmesini sağladı. Özetle çalışma, bir ailenin diyetinin tamamen organik ürünlere dönüştürülmesinden önce ve sonra yapılan idrar testlerindeki tarım ilacı muhteviyatını karşılaştırıyor. Sonuçlar oldukça çarpıcı. Tarım ilacı kalıntılarının seviyeleri, önce ve sonra numunelerinde oldukça farklı. Göz atmak isterseniz aşağıdaki videoda anlatılıyor.

Dr. Magner’in çalışması, beni de vücudum üzerinde basit testler yapmaya teşvik etti. Vücudumun tepki verdiği yiyecek ve içeceklerin organik versiyonlarını tükettiğimde aynı acılı balonun içimde büyüyüp büyümeyeceğini merak ediyordum. Tarım ilaçları mıydı gerçekten beni bu hale getiren? Organik besinler çözüm olabilir miydi? Belki de eski günlerde olduğu gibi makarnamı keyifle yiyebilme ihtimalim vardı hala. Vücudumu daha dikkatli izlemeye, bazı yiyecekleri diyetimden çıkarmaya ve bazılarının etkilerini gözlemlemeye başladım.

Ancak, bağırsak floramın hala oldukça sağlıksız ve dengesiz olduğu düşünülürse, neyin nasıl etkilediğini net bir şekilde anlamamın pek kolay olmayacağını biliyordum. Önce sindirim sistemimi formatlamam, sağlıklı bir hale kavuşturup sıfırdan başlamam gerekiyordu. Detox konusunu araştırdığımda thecandidadiet.com sitesini buldum. Candida Albicans adlı patojenin aşırı büyümesinin vücudumuza verdiği zararları detaylı bir şekilde anlatıyordu. Bu mantarın aşırı büyümesinin neden olduğu semptomlar benim şikayetlerime çok benziyordu. Bulmacanın parçaları gitgide bir araya geliyordu benim için. Bu yüzden devam edip önerilen Candida detoksunu denemeye karar verdim. Anafikir, bu mantarı besleyen ve büyümesine katkıda bulunan şeker, nişasta ve alkol gibi maddeleri elimine edip Candida’yı aç bırakmak ve bağırsaklarımızdaki yararlı bakteri ve sağlıklı sindirim için gerekli diğer oluşumların üremesini teşvik eden besinleri tüketmekti. Merak ederseniz thecandidadiet.com ‘da oldukça ayrıntılı ve pratik bilgiler var. Gluten alerjiniz olduğunu düşünüyorsanız ya da sebebini anlayamadığınız sindirim sıkıntıları yaşıyorsanız bu sayfaya mutlaka bakmanızı tavsiye ederim.

Candida detoks deneyimim acı verici ama bir o kadar da etkiliydi. Candida sadece hayattayken canınızı acıtmakla kalmıyor, aynı zamanda öldüğünde de çektiriyormuş. Candida die-off dedikleri süreçte mantar kolonileri ölürken toksik gazlar çıkıyor ve vücudunuza yayılırken size baş ağrısı, bulantı, yorgunluk, baş dönmesi, cilt problemleri ve daha bir çok yan etki olarak geri dönüyor. Birkaç hafta süren bu sıkıntılı süreci atlattıktan sonra kendinize gelmeye ve iyileşmeye başlıyorsunuz. Hatta çok uzun zamandır hissetmediğiniz kadar sağlıklı ve temiz hissediyorsunuz. Vücudunuza yerleşmiş bir canavardan kurtulmuş ve insan halinize geri dönmüşsünüz gibi. Büyük bir rahatlama!

Nihayet normal hissetmeye başladığımda, sevdiğim bazı yiyecekleri yeniden yemeye başlamak istedim. Tabii ilk testimin sonucunu da merak ediyordum. Organik spagetti ile başladım. Çekinerek de olsa yedim makarnamı.. bekledim, bekledim.. balon yok.. karın ağrısı yok.. kabızlık yok.. depresyon yok.. Önümüzdeki haftaları da vücudumun tepki verdigini bildigim birçok yiyecek ve içeceğin organik versiyonunu deneyerek geçirdim.. Organik badem, çay, un ürünleri, süt, sebze ve meyveler.. İnanılmazdı.. artık o tatsız deneyim yoktu..yeme- içme yeniden keyif oldu.

Bu farkındalığa varmamın üzerinden 6 yıl geçti. O zamandan beri mümkün olduğunca doğal ürünlerle beslenmeye çalışıyorum. Organik pazara gidiyor, markette özellikle makarna, un, süt gibi temel besin ihtiyaçlarımızı organik ürünlerden seçmeye çalışıyorum. Bu geçen zaman içinde vücudum, içinde toksik maddeler bulunan gıda ürünlerine çok daha duyarlı hale geldi. Bir şeylerin tadına bakmak ve ‘hayır bu bunu yememeliyim’ diyebilmek çok değerli.. Bağırsaklarımız gerçekten en iyi rehberimiz .. tabii temiz ve dengede olduğunda.

Tüm dünyada organik ürünlere dair farkındalığın ve talebin artışını gözlemlemek güzel. Giderek daha çok çiftçinin organik tarım uygulamalarına dönmesi ve yeni girişimcilerin katkısı ürün çeşitliliği artıyor ve fiyatları düşüyor. Buğday Derneği ve benzeri sivil insiyatifler ve bilinçli tüketiciler de organik tarımı destekleyerek oyunun dinamiklerini değiştiriyor ve gıda endüstrisini yeniden şekillendiriyor.

İnsanlığın geleceği, toksik yaşam formlarını geride bırakıp toprak ana ile olan saf bağlarımızı yeniden kurduğumuz bu günlerde oldukça parlak görünüyor.

Yazar: Esra Kuş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir